Kova Kıskanç mı? Kalbimin İçinde Sakladığım Bir Hikâye
Sizi Kob’da “Kova kıskanç mı” konusuyla ilgili özenle hazırlanmış bu içeriğe bekliyoruz.
Kayseri’de soğuk bir kış akşamıydı. Penceremin kenarına oturmuş, her zamanki gibi günlüğümü açmıştım. Yaşadığım her şeyi, söyleyemediklerimi ve içimde büyüyen küçük duyguları yazmak bana hep iyi gelirdi. 25 yaşındaydım ve bazen insanın en büyük konuşması, kimseye anlatamadığı cümleleri bir deftere bırakması oluyordu.
O akşam yazdığım ilk cümle şuydu:
“Acaba bazı insanlar kıskanmadığını söylerken aslında sadece duygularını farklı mı yaşıyor?”
Bu sorunun sebebi ise hayatıma birkaç ay önce giren Deniz’di.
Deniz bir Kova burcuydu. Onunla tanıştığım ilk günden beri farklı olduğunu hissetmiştim. Özgür ruhluydu, kendi dünyası vardı, kimseye benzemek gibi bir çabası yoktu. Bazen saatlerce hayallerinden bahseder, bazen de sessizce oturup sadece etrafı izlerdi. Onun bu sakin ve gizemli hali beni kendine çekmişti.
Ama zaman geçtikçe kafamda tek bir soru dönmeye başladı:
Kova kıskanç mı?
Çünkü Deniz bana hiçbir zaman klasik anlamda kıskanç bir insan gibi görünmemişti. Telefonumu kontrol etmek istemezdi, kimlerle konuştuğumu sorgulamazdı, hayatımı kısıtlamaya çalışmazdı. Fakat bazı anlarda gözlerindeki küçük değişimleri fark ediyordum. Söylemediği şeyler vardı. Belki de onun kıskançlığı sessizliklerin arasında saklanıyordu.
Bir Akşamın İçinde Değişen Duygular
Deniz’le Kayseri’de küçük bir kafede oturduğumuz bir akşamı hiç unutmuyorum. Dışarıda kar yağıyordu. İnsanlar kalın montlarıyla hızlı hızlı yürürken biz cam kenarında sıcak kahvelerimizi içiyorduk.
O gün eski bir arkadaşımdan mesaj gelmişti. Uzun zamandır görüşmediğim biri, sadece halimi hatırımı sormuştu. Telefon ekranına bakıp gülümsediğim anda Deniz’in yüzündeki ifadeyi fark ettim.
Hiçbir şey söylemedi.
İşte beni düşündüren de buydu.
Başka biri olsa belki hemen sorardı:
“Kim yazdı?”
Ama Deniz sormadı. Sadece kahvesinden bir yudum aldı ve dışarı baktı.
O an içimde garip bir his oluştu. Bir yandan onun sakinliğine hayran kalıyordum, diğer yandan neden hiçbir şey söylemediğini merak ediyordum.
Eve döndüğümde günlüğümü açtım ve şunları yazdım:
“Bazen insanın canını en çok, söylenen sözler değil, söylenmeyenler acıtıyor.”
Çünkü ben onun biraz olsun tepki vermesini beklemiştim. Beni önemsediğini hissettirecek küçük bir işaret aramıştım. Ama karşılığında sessizlik görmüştüm.
O gece biraz hayal kırıklığı yaşadım.
Kova Burcunun Sessiz Kıskançlığı
Sonraki günlerde Deniz’i daha dikkatli gözlemlemeye başladım. Onun kıskançlığının alışılmış şekilde olmadığını fark ettim.
O, sevgisini bağırarak göstermiyordu.
Bazen bir insanı kaybetmekten korktuğunuzda bunu sürekli dile getirmezsiniz. Bazıları daha çok sarılır, bazıları daha çok soru sorar, bazıları ise içine kapanır. Deniz de galiba üçüncü gruptaydı.
Bir akşam arkadaşlarımla dışarı çıkacağımı söyledim. Bana:
“Güzel vakit geçir, eğlen,” dedi.
Sesi sakindi.
Ama sonra birkaç saat boyunca bana yazmadı. Normalde arada küçük mesajlar atardı. Eve döndüğümde “Nasıl geçti?” diye sorduğunda ise sesinde farklı bir şey vardı.
Sanki gerçekten merak ediyordu ama bunu belli etmek istemiyordu.
O anda düşündüm:
Belki Kova burcu kıskançtır ama bunu sahiplenme şeklinde değil, uzak durarak gösterir.
Belki de kendi duygularını kontrol etmeye çalışırken karşı tarafın hislerini anlamakta zorlanır.
Deniz bana göre buz gibi biri değildi. Sadece duygularını göstermenin farklı bir yolunu seçiyordu.
Günlüğümdeki En Zor Sayfa
İlişkimizin en zor dönemlerinden biri, Deniz’in yeni bir arkadaş grubuyla daha fazla vakit geçirmeye başladığı zamandı.
Normalde özgür olmasına değer verirdim. Onun kendi hayatı olması beni mutlu ederdi. Çünkü sevdiğim kişinin kendi dünyasının olmasını önemli buluyordum.
Ama bazen insan mantığıyla kalbi arasında kalıyor.
Ben de kaldım.
Bir gün sosyal medyada onun yeni arkadaşlarıyla çekilmiş bir fotoğrafını gördüm. Fotoğrafta gülüyordu. Çok mutlu görünüyordu.
İçimde bir sıkıntı oluştu.
Kendime kızdım.
“Ben neden böyle hissediyorum?” diye sordum.
Çünkü Deniz bana hiçbir yanlış yapmamıştı. Bana yalan söylememişti. Güvenimi kıracak bir davranışta bulunmamıştı.
Ama yine de içimde küçük bir korku vardı.
Ya beni eskisi kadar önemsemiyorsa?
Ya hayatında benim yerim küçülüyorsa?
O gece günlüğüme uzun uzun yazdım. Sayfalarca içimdeki kırgınlığı anlattım. Aslında kıskandığım şeyin başka insanlar olmadığını fark ettim.
Ben, onun hayatındaki yerimi kaybetmekten korkuyordum.
Bazen kıskançlık karşımızdaki insanla ilgili değildir. Bazen kendi korkularımızın sesidir.
Deniz ile Yaptığımız Konuşma
Birkaç gün sonra sonunda onunla konuşmaya karar verdim.
Kayseri’de sakin bir yerde yürüyorduk. Hava soğuktu ama içimde daha büyük bir soğukluk vardı. Çünkü uzun zamandır içimde tuttuğum şeyleri söylemek kolay değildi.
“Bazen seni kaybetmekten korkuyorum,” dedim.
Deniz durdu ve bana baktı.
Yüzünde şaşkın ama yumuşak bir ifade vardı.
“Bunu neden düşündün?” diye sordu.
O an bütün kırgınlığımı anlattım. Onun sessiz kaldığı anları, uzaklaştığını düşündüğüm zamanları, kendimi değersiz hissettiğim anları…
Beni dikkatle dinledi.
Sonra şöyle dedi:
“Ben birini sevdiğimde onun özgür olmasını isterim. Ama bu, hiç umursamadığım anlamına gelmez.”
Bu cümle beni çok etkiledi.
Çünkü bazen insanlar sevgiyi sadece kendi bildikleri şekilde arıyor. Ben sevgiyi daha çok sözlerde ve küçük tepkilerde hissediyordum. Deniz ise sevgisini güvenerek ve alan bırakarak gösteriyordu.
O gün birçok şeyi anladım.
Kob ekibi olarak “Kova kıskanç mı” hakkındaki bu içeriğin sizler için değerli olduğunu umuyoruz. Görüşmek üzere!
Kova Kıskanç mı? Belki Ama Farklı Bir Şekilde
Deniz’i tanıdıktan sonra Kova burcu hakkında düşündüklerim değişti. Daha önce kıskançlık denildiğinde aklıma sürekli kontrol etmek, sorgulamak ve sahiplenmek gelirdi.
Ama onunla yaşadığım şey bana başka bir tarafı gösterdi.
Bazı insanlar kıskandığında bunu belli etmez.
Bazıları içinde yaşar.
Bazıları sevdiği kişiyi kaybetmekten korksa bile ona güvenmeyi seçer.
Kova burcu insanlarının genellikle özgürlüğüne düşkün olduğu söylenir. Bu yüzden dışarıdan bakıldığında kıskanç değilmiş gibi görünebilirler. Fakat duyguları olmadığı anlamına gelmez.
Ben Deniz’in kıskançlığını büyük hareketlerde değil, küçük detaylarda gördüm.
Bir gün yorgun olduğumu söylediğimde bana en sevdiğim tatlıyı alması…
Bir arkadaşım hakkında konuştuğumda dikkatlice dinlemesi…
Üzgün olduğumu fark ettiğinde hiçbir şey sormadan yanımda oturması…
Bunlar onun sevgisini gösterme biçimiydi.
Kalbimde Kalan Son Düşünce
Şimdi geçmişe dönüp baktığımda o kış akşamını hatırlıyorum. Pencerenin kenarında oturup “Kova kıskanç mı?” diye düşündüğüm geceyi…
Aslında aradığım cevap sadece burçlarla ilgili değildi.
Ben sevdiğim insanın beni ne kadar önemsediğini anlamaya çalışıyordum.
Deniz bana şunu öğretti:
Herkes sevgisini aynı şekilde göstermez.
Kimi insan sürekli konuşur.
Kimi insan sürekli sarılır.
Kimi insan ise sessizce yanında kalır.
Kova burcu kıskanç mı sorusunun benim hikâyemdeki cevabı şuydu:
Evet, belki kıskanabilir. Ama bunu zincirlerle değil, sessiz bakışlarla; büyük tartışmalarla değil, küçük değişimlerle gösterebilir.
Bazen en derin duygular en sessiz insanların içinde saklanır.
Ben bunu yaşayarak öğrendim.
Hâlâ günlüğümü yazıyorum. Hâlâ her önemli anı birkaç cümleyle saklıyorum. Çünkü bazı insanlar hayatımıza sadece bir ilişki olarak girmez. Bize kendimizi anlamayı da öğretir.
Deniz bana sevginin her zaman yüksek sesle konuşmadığını gösterdi.
Bazen sevgi, karşındaki insanın özgürlüğüne saygı duyarken onu kalbinde tutabilmektir.
Ve belki de gerçek mesele Kova’nın kıskanç olup olmadığı değil…
Gerçek mesele, bir insanın sevdiğinde bunu nasıl gösterdiğidir.