 Genellikle Afrika’daki savanalar, Asya’nın bazı açık bozkır ve step alanları bu canlıların yaygın yaşam alanı. ([IFAW][2]) Boynuzları, geviş getirmeleri, çevik yapıları ve sürü halinde yaşamaları, onları ekosistem içinde önemli kılıyor. ([nedir.net][3])
Türkiye’nin Doğası Çok Zengin — Ama Antilop Neden Yok?
Doğa Derneği gibi kuruluşların verilerine göre; Türkiye, birden fazla biyolojik çeşitlilik “hotspot”unun kesiştiği bir coğrafyada yer alıyor; bu da floradan kuş türlerine, memeli ve sürüngen çeşitliliğine kadar geniş bir biyolojik miras demek. ([Doğa Derneği][4]) Ancak ilginçtir ki: antiloplar — doğalarının tipik habitatı olan savana, açık bozkır, tropik/ subtropik otlaklar olduğundan — Türkiye’nin mevcut ekolojik yapısı içinde doğal olarak yer almıyor. ([Hayvanisimleri.net][5])
Yani: Eğer birisi “Türkiye’de antilop var” diyorsa, bu ya yanlış bilgiden kaynaklı — ya da bu hayvan egzotik olarak hayvanat bahçesi ya da özel koleksiyonlarda tutuluyor demektir; doğal yaban hayatında antilop bulunmadığını biyoloji verileri açıkça söylüyor. ([Hayvanisimleri.net][5])
Neden Bu Gerçeklik Çoğu Zaman Göz Ardı Ediliyor?
Burada bir paradoks var: Türkiye’nin doğası zengin — fakat bu zenginlik, her biyotip için uygun değil. Antiloplar savanaların, açık otlakların, belli iklim ve bitki örtüsünün hüküm sürdüğü habitatlara adapte olmuş canlılar. Türkiye’nin orman, dağ, Akdeniz/ Karadeniz iklimi ve bitki örtüsü, bu canlıların doğasıyla uyuşmuyor. Bu yüzden “olur mu, neden olmasın?” gibi umut dolu beklentiler, ekolojik realiteyle çelişiyor.
Ayrıca, medyada, edebiyatta ve halk anlatılarında — özellikle “yabani doğa güzelliği”, “doğal yaşam sahnesi”, “vahşi hayvan” gibi romantik ifadelerle — gerçekte burada yaşamayan hayvanların Türkiye’ye aitmiş gibi sunulması, yanlış algıları besliyor.
Türkiye’nin Biyolojik Zenginliği — Farklı Ama Değerli
Bu durumda “Antilop yok” demek, Türkiye’nin doğası yetersiz demek değil. Tam tersine: Türkiye, orman memelileri, endemik bitkiler, kuş çeşitliliği ve “dağ–orman–step- ekosistemleri karışımı” ile kendine özgü bir biyolojik dokuya sahip. Doğa, her zaman Afrika savanalarını yansıtan canlılarla ölçülmez. Türkiye’nin kendi yaban hayatı, korunması ve tanıtılması gereken değerlerle dolu. ([Doğa Derneği][4])
Eleştirel Sorumuz: Niçin Gerçeklere Dayanmadan Doğa Hikâyeleri Oluşturuyoruz?
Doğal yaşamı tanıtırken, doğrulanmamış hayvan görselleri ya da halkın yanlış bildiği türlerle doğa yazıları hazırlamak, bilimsellikten uzak değil mi?
“Egzotik hayvan” olarak İstanbul’daki ya da başka hayvanat bahçesindeki antilop fotoğrafıyla — sanki bunlar Türkiye’nin yaban doğasında özgürce yaşıyormuş gibi sunmak, okuru yanıltmıyor mu?
Biz doğaya dair ne kadar gerçekçi düşünüyoruz? Özellikle genç nesillere aktarırken, bilimin verilerini göz ardı eden romantik doğa anlatıları ne kadar etik?
Sonuç: Doğayı Sev, Ama Doğru Tanı!
Türkiye’nin doğası muhteşem; ama bu muhteşemliği Afrika savanalarıyla değil — Anadolu’nun, bozkırlarının, dağlarının, ormanlarının kendi biyolojik gerçekliğiyle yaşatan bir doğayla anlamalıyız. Antilop olsun ya da olmasın — asıl mesele, doğayı gerçek haliyle tanımak, onu korumak ve gerçek yaşamı, hayal değil, bilimle sunmak.
Siz ne düşünüyorsunuz? Doğa yazılarında egzotik hayvan görselleri ve romantik betimlemeler — gerçek doğa algısını bozuyor mu? Doğayı sevgiyle severken, veriye ve bilime dayalı mı yaklaşmalıyız? Yorumlarınızı, gözlemlerinizi merak ediyorum.
[1]: “Antilop – Vikipedi”
[2]: “Antelopes: Facts, Habitat, & Behaviour | IFAW”
[3]: “Antilop Nedir?”
[4]: “Nature is us! – Doğa Derneği”
[5]: “Antilop geyik mi? Kaç çeşit antilop vardır? Geyik ve Antilop farkı”