İçeriğe geç

Ashabı feraiz hisselerini aldıktan sonra kalanı kim alır ?

Ashabı Feraiz Hisselerini Aldıktan Sonra Kalanı Kim Alır?

Kayseri’nin sabahları, soğuk ve berrak olur. Sabahın erken saatlerinde pencerenin kenarına oturup, kahvemi yudumlarken düşüncelere dalıyorum. Gözümün önüne gelen o eski günler, ailenin en değerli anıları, kıymetli yüzler… Birkaç gün önce, babamın vefatından sonra, büyük bir miras paylaşımı meselesi başladı. Ailemizin varlığı üzerine konuşmalar devam ederken, bir anda aklıma bu sorular geldi: Ashabı feraiz hisselerini aldıktan sonra kalan ne olacak? Kalanı kim alacak? Bu, sadece yasal bir mesele değil, aynı zamanda kalbimde bir boşluk oluşturdu. Hangi hak, kimin hakkıydı?

Aileyle Yüzleşme: Başlangıç Noktası

O an gözlerim dolmuştu. Hayatımda ilk kez ailemi böylesine derin bir şekilde tartışırken buldum kendimi. Hani bazen, gözleri ve kalbi aynı anda ağlayan bir insan gibi olursun ya, işte ben de o an öyleydim. Her şey, babamın ölümüyle başladı. Ailemin birleşmesi gerektiği bir zaman, ayrılıklar, kavgalı ifadelerle daha çok su yüzüne çıkmaya başladı. Babamın mirasını paylaşmak, tek tek her şeyin bir paylaştırma şekli olmalıydı. Bunun için de önce Ashabı feraiz sırasına göre hakkı olanlar belirlenmeliydi.

Ashabı feraiz nedir, diye düşündüm birkaç saniye. Yüzyıllardır süregelen bir geleneğin içinde olmamıza rağmen, bu kadar karmaşık ve kişisel bir konuda karar vermek hiç kolay değildi. Hisseler paylaşıldığında, neredeyse her bir aile ferdinin gözleri farklı bir şekilde parlıyordu. Ama bir şey eksikti: Anlayış, sevgi ve en çok da merhamet… Hisseler alındı, peki ya sonra?

Kalanı Kim Alacak?

Evet, işte burada işler biraz daha karmaşıklaşıyor. Ashabı feraizden geriye kalan, gönülden paylaştırılacak olan kısım, bir zaman sonra büyük bir belirsizlik halini alıyordu. Ailemizde her biri kendi parçasını almak istiyordu. Hangi değer öncelikliydi? Kim kimden daha önce almalıydı? Ve tüm bu sorular zihnimde çakma bir yıldırım gibi yankılanıyordu.

Annem, bir köşe de hüzünle oturuyor. Babamın mirası, benim için her zaman onun hatıralarını taşıyan bir öğeydi. Ancak annem, kimin ne kadar hak sahibi olduğuna dair sorulara hiç de sakin yaklaşamıyordu. Kız kardeşim, halam, dayım… Her biri farklı bir noktaya çekiliyordu. Bir yanda annemin gözlerindeki burukluk, diğer yanda onların meraklı ve bencillik duygularıyla karışmış bakışları vardı.

“Bizim de hakkımız var, sonuçta bu ev hepimizin,” dedi bir gün halam, sesi sertleşmişti. Ama o an içimden sadece Ama biz burada evimizi kaybediyoruz diye geçirdim.

Hisseler belki adaletli bir şekilde paylaşılsa da, kalan her şeyin gerçekten paylaşılıp paylaşılamayacağı sorusu havada kalıyordu. Bu paylaşımların ardında, her şeyin değerinin ne kadar değişebileceğini görmek içimi burkuyordu. Paylaşılacak olan neydi, sadece para mı? Hayır, hissettiğimiz duygular da burada önemliydi.

Bir Yıldız Kayarken: Kız Kardeşimin Sözleri

Kız kardeşimle, annemle birlikte geçirdiğimiz o sessiz geceyi hatırlıyorum. Yalnızca bir masa, birkaç kağıt ve geceye yayılan soğuk bir sessizlik vardı. O an, gerçekten içimi ısıtan tek şey, kardeşimin yaptığı o güzel yorumdu: “Kalanı, bence hep birlikte paylaşmalıyız.” Cümlesi o kadar masum, o kadar temizdi ki… Bir dakika bile düşünmeden karar verdim. Kalanı hep birlikte almalıydık, ne kadar adil olsa da, hep birlikte olmalıydık. Bu paylaşılan değerlerin, sadece mal ve mülkle ölçülemeyeceğini bilmeliydik.

Ama içimde başka bir his vardı. Bir tarafta herkesin kendi payını almak için yarışması, diğer tarafta birilerinin o anı seninle birlikte yaşamak için savaşıp durması… Bunlar birbirinden farklı duygulardı. Hisseler alındı, kalan ise zamanla herkesin birbirine daha yakın olacağı, daha samimi olacağı bir paylaşımdı.

Hayal Kırıklıkları ve Umut

Bir sabah daha, sabahın erken saatlerinde tekrar oturuyorum pencerenin kenarına. Sonra birden, o gün yaşadığım hayal kırıklığı aklıma geliyor. Babamı kaybetmiş olmanın getirdiği o iç burkan duygunun ardından, şimdi miras paylaşımında yaşadığımız bu acı, daha da fazla ağır geliyor. O an, o kadar çok farklı duygu vardı ki. Sadece hisseler ve kimin ne alacağı meselesi değil, aynı zamanda kaybolan zaman ve geçmişin hatıralarıydı.

Fakat ne zaman ki, kardeşimle bir araya gelip sadece babamızın güldüğü, zamanında birlikte geçen anılara odaklandık, tüm bu karmaşa anlam kazanmaya başladı. Bazen, kalan sadece sevdiklerindir. Birçok şeyden daha kıymetli olan bu; her şeyin maddiyatla ölçülmediğini, herkesin bir şekilde hak sahibi olduğunu fark ettim.

Sonuç: Kalanı Kim Alır?

Kalanı kim alacak? Kalanı, geriye kalan sevdiklerim almalıydı. Hisseler dağıtıldı, herkesin hakkı ne ise o alındı. Ama asıl değer, paylaşmanın ve gönlün meselesiydi. Gerçekten, kalan ne olursa olsun, bir şekilde birlikte alınmalıydı. Çünkü ailenin bağları, hiçbir parayla ölçülmemeliydi.

Ve sonunda şunu düşündüm: Belki de miras, sadece parayla, taşınmazla ölçülmez. Gerçek miras, birlikte yaşanan anılar, paylaşılan duygular ve her anı dolu dolu yaşamaktır. O yüzden, kalan kimseye ait değil; kalan, hepimize ait.

Bir an daha düşündüm… belki de, kalan aslında tek bir şeydir: Birlikte olmak.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

beylikduzu escort beylikduzu escort avcılar escort taksim escort istanbul escort şişli escort esenyurt escort gunesli escort kapalı escort şişli escort
Sitemap
ilbet güncel giriş adresivdcasino infobetexper giriş